Karma cilt aslında bir tür sorun yaratır. Alın, burun ve çene genellikle aşırı yağlanırken yanaklar ise ne uygulanırsa uygulansın kuruyup pullanmaya devam eder. Her iki bölgeye aynı anda uygun ürünler bulmak zordur çünkü çoğu makyaj markası hâlâ ürünleri vakıflar ve herkesin yüzü aynı boyuttaymış gibi fondötenler. Sonuç ne olur? T-bölgesindeki yağı emmek için tasarlanmış ürünler, ince ince pullanana kadar yoksul yanakları kurutur. Ve biri bunun yerine nemlendirici bir formül denediğinde, ihtiyaç duyulmayan yerde ekstra parlaklık oluşmasına neden olarak yağlı bölgeleri daha da kötü hale getirir. Geçen yıl Journal of Cosmetic Dermatology'de yayımlanan bir araştırmaya göre, düzenli makyaj ürünleri deneyen insanların yaklaşık üçte ikisinde fondöten, öğleden sonra bir süre sonra dağılmaya başlamış ya da lekeli görünmeye başlamıştır.

Birçok standart formül, uyumsuz aktif bileşenler aracılığıyla dengesizliği kasıtlı olmasa da artırır:
Topluca bu bileşenler, cildin doğal nem düzenlemesini bozar—klinik veriler, bunların sebum üretimini %22 artırırken dehidrate bölgelerde kuruluk şiddetini artırabileceğini göstermektedir (Clin. Dermatol. Rev. 2023). Bu paradoksu çözmek için daha akıllıca bileşen seçimi gerekir; daha güçlü oklüzyon değil.
Modern yağ kontrol stratejileri, engelleme sebumdan emerek ve düzenleme —kuruyan bölgeleri etkilemeden—yönelir. Öncü formülasyonlar artık üç sinerjik aktif maddeye odaklanmaktadır:
Birlikte, bölgesel ihtiyaçlara uyum sağlayan — tek tip kaplama uygulamak yerine — tepkisel bir matris oluştururlar.
2023 yılına ait klinik bir çalışmada katılımcılar ürünleri yüzlerinin her iki tarafında da test etmişlerdir; emici formül diğer ürünlerin açık ara önünde kalmıştır. Niasinamid, pirinç nişastası ve silika içeren fondötenler, yanak bölgesinde kurumuş leke veya pullanma gibi olumsuz etkiler yaratmadan sekiz saat sonra yüz parlaklığını yaklaşık %68 oranında azaltmayı başarmıştır. Bu yeni fondötenleri kullanan kişiler, geleneksel mat fondötenlerle karşılaştırıldığında makyajlarını tekrar uygulama ihtiyacını yaklaşık %89 oranında azaltmışlardır. Bu bulgu, karma cilt tipi için yağ kontrolünün, fazla yağı yalnızca yüzeyde bir bariyer oluşturarak değil, aslında emerek azaltan bir ürünle en iyi şekilde sağlanabileceğini göstermektedir.
Karma cilt tipinde gerçekçi 12 saatlik dayanıklılık, kalın katmanlar uygulamak anlamına gelmez. Bunun yerine günümüzde her şey akıllı polimer teknolojisine dayanıyor. Birçok modern fondöten ve kapatıcı, akrilat kopolimer adı verilen bir madde kullanır. Bu madde renkleri tutarken nefes alabilen esnek bir ağ oluşturur. Ayrıca bu ürünler, uygulamadan sonra uçucu silikonlar içerir; böylece yağlı bir kalıntı bırakmazlar. Bu ürünler, eski nesil mum veya film tabanlı formüllerden farklı çalışır. Yeni nesil ürünler, yüz ifadeleri sırasında yüzle birlikte hareket eder; bu nedenle kuru bölgelerde çatlamaz ya da yağlı alanlardan kaymaz. Peki bunları özel yapan nedir? İnsanlar, alınlarından yanaklarına kadar eşit kaplama sağlayabilir ve 12 saatten fazla süre boyunca dokunmadan (touch-up yapılmadan) rahatlıkla yaşayabilirler.
Bu yeniliği öne çıkaran şey, kalıcı korumayı cildimizin aslında ihtiyaç duyduğu şeylerle nasıl dengeliyor olmasıdır. Bu mikro gözenekli polimer yapılar, geçen yıl Journal of Cosmetic Science dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, oksijenin geçmesine izin verir ve nem buharını normal kaplayıcı ürünlerden yaklaşık %37 daha etkili şekilde dışarıya salar. Bu da cildi ya aşırı kuru ya da aşırı yağlı bırakan rahatsız edici maske etkisini ortadan kaldırır. Gerçek dünya test sonuçlarına bakıldığında, bu yeni formüllerin standart uzun süreli makyaj seçeneklerine kıyasla cilt yüzeyinden su kaybını yaklaşık %22 oranında azalttığı görülmektedir. Dolayısıyla birçok kişinin sandığı aksine, makyajı daha uzun süre takmak sağlıklı cilt açısından bir dezavantaj oluşturmaz; özellikle üreticiler, ürünleri yalnızca dayanıklılığa odaklanmak yerine cildin gerçek biyolojisi göz önünde bulundurarak tasarladıklarında.